Oluğu taşıyor diye arayanların bir bölümünde oluk yeterli genişlikte. Darlık aşağıda, boruda.
Boru çapı cephenin görüntüsüne bakılarak seçilmiyor. Altında iki somut girdisi olan bir hesap var.
Yüzey ile yağış nasıl tek sayıya dönüşüyor?
Hesap bir çarpma işlemiyle başlıyor.
Önce o boruya su veren çatı bölümünün izdüşüm alanını alırsınız; eğik yüzey uzunluğu buraya girmez.
Sonra bu alanı, bölgenin kısa süreli yağış yoğunluğuyla çarparsınız.
Yağış yoğunluğu saatte milimetre olarak veriliyor ve bir milimetre, metrekareye düşen bir litre demek.
Örnek olsun diye saatte 70 mm alalım: her metrekareye saatte 70 litre iner.
100 m² izdüşümlü bir yamaçta bu, saatte 7.000 litreye karşılık geliyor.
Sayıyı dakikaya bölünce boruya inen debi çıkıyor.
Yağış yoğunluğunun kendisi meteoroloji kayıtlarından okunuyor.
Çap büyürken kesit neden daha hızlı büyüyor?
Boru kesiti daireseldir ve alanı çapın karesiyle artıyor.
80 mm borunun kesit alanı 5.000 mm² bandında kalır.
100 mm boruda aynı alan 7.850 mm²’ye çıkar; artış yarıdan fazla.
120 mm boruda 11.300 mm²’yi geçiyor.
Yani çapı 80’den 100’e almak akışı görünenden çok daha fazla açıyor.
Bir numara büyük boru, dar kalmış pek çok hatta sorunu kapatıyor.
Tersi de geçerli: küçük görünen bir ezilme kesitin büyük bölümünü yiyor.
İki ince boru mu, bir kalın boru mu?
İki adet 80 mm boru toplamda 10.000 mm² kesit veriyor.
Tek bir 120 mm boru ise 11.300 mm² ile onun üstünde kalıyor.
Kesit bakımından tek kalın boru önde; karar yalnız kesitle verilmiyor.
İki boru, suyun oluk içinde kat ettiği yolu yarıya indiriyor.
Yol kısalınca oluk içindeki su seviyesi düşer ve kenardan aşma ihtimali azalır.
İki boru aynı zamanda yedek demek: biri yaprakla tıkandığında hat tümden kapanmıyor.
Uzun bir cephede iki orta boy boru, tek kalın borudan daha sağlam çalışıyor.
Boru neden dolu akmıyor?
İniş borusunda su serbest düşer ve iç duvara sarılarak iner.
Ortada bir hava sütunu kalıyor; kesitin tamamı hiçbir zaman suyla dolmuyor.
Hava sütunu kapanırsa boru guruldar ve akış kesikli hâle gelir.
Hesapta bu yüzden kesitin tamamı kullanılmıyor, bir bölümü havaya ayrılıyor.
Oluk ağzındaki huninin boru çapından geniş yapılmasının sebebi de bu.
Huninin dibi oluk tabanıyla aynı hizada olur; 2-3 cm yukarıda kalırsa altında sürekli su durur.
Hangi durumda çap büyütmek çözmüyor?
Beş durumda darlık boruda olmuyor:
- Oluk eğimi bozuksa: su boruya ulaşamadan ortada göllenir.
- Süzgeç tıkalıysa: kesit zaten boru ağzında kapanmıştır.
- Kırılma sayısı fazlaysa: her dönüş akışı yavaşlatır ve birikinti orada takılır.
- Boru tıkalı bir gidere bağlanıyorsa: su aşağıdan geri basar.
- Oluk kesiti yetersizse: boru ne kadar geniş olsun, su oluğun kenarını aşar.
Çap kararı bu yüzden su yolunun tamamı görülmeden verilmiyor.
Çatı büyüdükçe ne değişiyor?
Konutta 80-100 mm bandındaki çaplar sık kullanılıyor; sanayi hattında 120-150 mm’ye çıkılıyor.
Konut cephesinde tek boru çoğunlukla bir yamacın suyunu alıyor.
Depo ve hangar çatısında aynı hat yüzlerce metrekarenin suyunu taşıyor.
Orada çap tek başına yetmez; boru sayısı ve süzgeç sayısı birlikte artar.
İç dere kullanılan yapılarda her süzgece düşen alan sınırlı tutuluyor.
Tek süzgecin tıkanması bütün çatıyı havuza çevirmemeli.
Taşma deliği de bu yüzden hesabın bir parçası sayılıyor.
Cephe uzunluğunu, borunun çapını ve yamacın izdüşüm ölçüsünü yazın; kesitin yetip yetmediğini çıkarayım. Oluk tarafındaki kesit hesabı yağmur oluğu ne kadar geniş olmalı yazısında; hattın kurulumu iniş borusu ve yağmur suyu çıkışı ve eksiz oluk imalatı sayfalarında anlatılıyor.